
yağdıkça... yer ile yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü kavim göçlerinden bu yana ağlayan ezgiler çalan, çaldıran, yakalatan adı bende gizli bir kadındı İstanbul. Şehre bir yağmur yağdı ben ağladım...
sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan oyun dolan yoktu gözlerde, yalnızca ses. verilmiş sözler birdi, edilen yeminler sıfır eşyalar alındı, fotoğraflar söküldü yerlerinden bir aşkın izlerini yok edecek bir başka aşk sipariş edildi yeniden yağmur bir şehre yağdı ben ağladım...
kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında hangisi talandı demli öpücüklerin ve buğulu camlarda yitirilen kimin adıydı bir aşktan diğerine kaç saatte gidiliyordu soyulur muydu kabuğu hayatın yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı yağmur şehre bir yağdı ben ağladım...
ben giderken en çok seni götürdüm aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları yardan düşmüştüm, yaralarım yardan armağandı kutsal kitabımdı ziyan edilmiş sevgililer atlası ben sevmeyi beceremedim, belki de sevilmeyi benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
ben yağmur ağladım bir şehre yağdı..
ben şehre ağladım bir yağmur yağdı..
ben bir ağladım şehre yağmur yağdı..
ben... yağmur... ağladım...
Yılmaz Erdoğan
|